Türkiye'deki anayasa değişikliği referandumunda "evet" çıktı

Vikihaber, özgür haber kaynağı!
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

13 Eylül 2010, Pazartesi

Vikihaber Türkiye
Türkiye'den diğer haberler
Türkiye'nin konumu
Türkiye'nin konumu
Türk bayrağı
Türkiye bayrağı

Türkiye'de anayasa değişikliklerinin yüzde 58 evet oyuyla kabul edildiği açıklandı. Sandıkların kapanmasından birkaç saat sonra yapılan açıklamada katılma oranının yüzde 77 ile 78 arasında olduğunu da belirtildi.

49 milyon kayıtlı seçmenin oyuna sunulan pakette 12 Eylül askeri darbesinin ardından yazılan anayasadaki bazı maddelerin değiştirilmesi öneriliyordu. Darbenin 30’uncu yıldönümünde yapılan referandumda, seçmenlerden 26 maddelik değişiklik paketinin tamamına bir seferde “Evet” ya da “Hayır” demeleri istenmişti.

Pakette, Anayasa Mahkemesi’yle Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun yapısının değişmesi, memur ve diğer kamu hizmetlilerine toplu sözleşme hakkı getirilmesi, TBMM başkanı ve Genelkurmay başkanıyla birlikte diğer komutanların Yüce Divan’da yargılanabilmesi, Yüksek Askeri Şura kararlarının sivil yargıya götürülebilmesi ve askeri personelin sivil mahkemelerde yargılanabilmesi gibi değişiklik önerileri yer alıyor.

Hükümet değişiklik paketinin Anayasa’yı Avrupa Birliği çizgisine yaklaştıracağını savunuyor. Ancak muhalefet, değişikliklerin, hükümetin yargı üzerindeki etkisini arttıracağına dikkati çekiyor.

Bazı kentlerde yer yer şiddet olayları baş gösterdiği bildirilirken, Barış ve Demokrasi Partisi, Kürt sorununa yer vermediği gerekçesiyle seçmenlerinden referandumu boykot etmesini istedi. Mersin’de bazı kişiler gösterilerde şiddete başvurmak ve seçmenlere gözdağı vermek suçlarından gözaltına alındı.

AB'den gelen tepkiler

Avrupa Birliği, Türkiye’den, halkoyuyla kabul edilen anayasa değişikliklerini şeffaf bir şekilde uygulamaya koymasını istedi.

Dün onaylanan değişiklik paketinin, 30 yıllık anayasayı Avrupa standartlarına yaklaştırması bekleniyor. AB’nin genişlemeden sorumlu yetkilisi Stefan Fuele, referandumdan çıkan sonucun, Türk halkının hak ve özgürlüklerin genişletilmesinden yana olduğunu kanıtladığını söyledi. Türkiye’nin reformların uygulamaya sokulması için yasaları harekete geçirmesi gerektiğini belirten Fuele, AB’nin bu süreci yakından takip edeceğini söyledi.

Fuele Türkiye’nin bir an önce yeni bir anayasa taslağı hazırlaması gerektiğine de işaret etti.

12 Eylül’de anayasa değişiklik paketiyle ilgili olarak yapılan referandumun sonuçları Avrupa’da memnuniyetle karşılandı. Verilen tepkilerde sonuçlar Türkiye’nin reformlara bağlılığıyla ilişkilendirilirken bu aşamadan sonra atılması gereken adımlar olduğunun da altı sıkça çizildi.

Referandumda yüzde 58’le kabul edilen paket konusunda Avrupa Birliği kurumlarının değerlendirmeleri başından bu yana iki temele dayanıyordu. Paketi içerik olarak olumlu bulan Avrupa Birliği, hazırlanış şekli konusunda ciddi endişeler içerdiğini net şekilde ortaya koydu. Referandumdan sonra yapılan açıklamalarda da içerikle ilgili tavır korunurken ikinci ayağa reformları toplumun tüm kesimlerini kucaklayan bir yaklaşımla sürdürme beklentisi yerleştirildi.

Sonuçlarla ilgili ilk ve en detaylı açıklama Avrupa Birliği Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Stefan Füle'den geldi. Reformların, Türkiye'nin AB müktesebatına tamamen uyumu yolunda uzun süredir bekleyen öncelikleri karşıladığının altını çizen Füle, “Reformlar, doğru yönde atılmış bir adımdır" ifadelerini kullandı. Uygulamayı yakından takip edeceklerini belirten Füle, hükümetten beklentilerini “azami şeffaflık ve uzlaşma ruhu” olarak sıraladı. Füle, AB’nin sivil anayasa beklentisini de yineledi.

Referandum gecesinin ikinci açıklaması ise Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Ria Oomen-Ruijten’in imzasını taşıyordu. Hollandalı parlamenter, sonucu “halkın demokratik bir Türkiye'ye desteğini güçlü şekilde göstermesi” olarak yorumlarken özellikle Kürt ve Alevi vatandaşlarla ilgili başlatılan inisiyatiflerin somut adımlara dönüşmesini talep etti.

Referandum sonucunun Türkiye'yi Avrupa hedefine bir adım daha yakınlaştırdığını vurgulayan Avrupa Parlamentosu Başkanı Jerzy Buzek de derin nitelikli reformların sürmesini istedi. Buzek, anayasaların parti politikalarının ötesine geçmesi ve yalnızca çoğunluk kuralının yansıması olmaması gerektiğini belirterek hükümete ince bir mesaj göndermeyi de ihmal etmedi.

Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eş Başkanı Helene Flautre ise yüzde 58’lik “evet”i, Tükiye'nin Avrupa Birliği'ne katılım doğrultusunda kendisini değiştirme kapasitesini teyit eden cesaret verici bir haber olarak niteledi. İktidarın, yarının demokratik Türkiye'sini kurmak amacıyla ağır bir sorumluluk aldığını vurgulayan Fransız parlamenter, yeni bir anayasa için hükümetin, bugüne kadar ikna etmeyi başaramadığı tüm sivil ve siyasi aktörlere elini uzatmasının zorunlu olduğunu ifade etti.

Avrupa Birliği Komisyonu’nun referandum ve reform paketi konusundaki detaylı teknik değerlendirmesini kasım ayında yayımlayacağı İlerleme Raporu’nda yapması öngörülüyor.

Evren Hakkında Suç Duyurusu

Anayasa değişikliği paketinin kabulünün ardından İnsan Hakları Derneği ve Mazlum-Der, 12 Eylül 1980 darbesiyle ülke yönetimine el koyan dönemin Genelkurmay Başkanı Kenan Evren, kuvvet komutanları, 1982 anayasasını hazırlayan Danışma Meclisi üyeleri, eski başbakanlardan Bülent Ulusu, bakanlar, bürokratlar, valiler ve emniyet görevlileri hakkında suç duyurusunda bulundu.

Yüzde 58 gibi yüksek bir oranla kabul edilen, anayasa değişikliğinin belkide ilk somut gelişmesi İnsan Hakları Derneği ve Mazlum-Der’in ayrı ayrı 12 Eylül askeri yönetim döneminin yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunması oldu. Bu konuyla ilgili olarak daha önce yapılan suç duyurularında geçici 15. madde gerekçe gösterilerek takipsizlik kararı verilmişti. Anayasa değişikliğiyle 12 Eylül dönemi yetkililerini koruma altına alan geçici 15. madde kaldırılınca bu konuda yargı yolu açılmış oldu.

Şimdi, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı yeni düzenleme hakkında zaman aşımının sözkonusu olup olmadığını inceleyecek. İnsan Hakları Derneği ve Mazlum-Der’in dışında “Yetmez Ama Evet Platformu" üyesi 80 kişi de referandumun hemen ardından 1980 ihtilalini yapan Kenan Evren başta olmak üzere zamanın devlet yetkilileri hakkında ‘darbe yaptıkları’ gerekçesiyle suç duyurusunda bulunurken, Eşitlik ve Demokrasi Partisi (EDP) İzmir İl Yönetimi, yine aynı konuyla ilgili suç duyurusunda bulunduğunu açıkladı.

İlgili haberler

Kaynaklar


Bookmark-new.svg